Anne Terapisi

Yazar: Cuma, Mart 07, 2014 ,


Patika kreşten sekiz anne Sevgili Beyhan'ın yerinde toplandık dün . Öylesine, planlamadan ,çocukları bıraktıktan sonra bir kahve içelim arzusu ile başlayan toplantı iki saate yakın bir ''grup terapisi'' havasında geçti ve bana çok iyi geldi.

uludagsozluk.com

Çocuklarım doğmadan önce her yaş grubundan insanla her türlü sohbeti yapmaktan hoşlanırken şimdilerde çocuklularla bir araya gelmek ister oldum. Hatta sadece çocuğu benimkiyle aynı yaşta olanlarla.  Ancak onlar empati yapabiliyor çünkü. Başkaları ile konuşurken ise  çoğu zaman maskeli baloda gibi hissediyorum  ; yüzlerde yarım bir tebessüm , tavırlarda eksik bir hoş görü görüyorum . Susmanın daha iyi olabileceğini, içinden geçen her şeyi söylemenin kötü sonuçlar doğurabileceğini , ''gerçek'' duyguların  ve düşüncelerin bazılarını çıplak elektrik kabloları gibi korkuttuğunu anne olunca öğrendim ben.

Beşimizin oğlu ( ben ve İpek'in ikişer tane) üçümüzün de kızı vardı . Kız anneleri ile erkek annelerinin kaygılandığı noktalar bu yaşta bile farklıydı. Neler mi konuştuk?

--Bugünlerde kullandıkları yeni kelimeler , yaptıkları sinir bozucu hareketler (ağızlarıyla pırt sesi çıkarmak gibi)

--Kaçta yatıp kaçta kalkıyorlar ve neden ama neden hala geceleri uyanıyorlar??

--Hepimiz Bodrum'a sonradan geldiğimiz için geliş hikayelerimiz.

--Annelikte hiç de az olmayan zor zamanlarımız , lohusa iken yaşadığımız , şimdi gülsek de o zaman için çok dramatik olan anlarımız.

--İkinci çocuk hatta bizim için üçüncü çocuk olmalı mı olmamalı mı? Tek çocuğu olup da ikinciyi kesinlikle isteyen tek bir anne çıktı dün. Bir diğer garip olan şeyse ikinciyi doğurmuş olanın üçüncüye de sıcak bakmasıydı. Tabi iki erkek annesi olmakla da ilgili olabilir bu durum. ''Bir de kızım olmalı'' hissiyatı pek çok kadında var gibi. Garantisi olsa kız olacağının keşke. Bir yol bilen varsa söylesin :)

--Eşlerin çocuk büyütürken destekleri ve köstekleri. İki çocuklu  annelerin eşleri inanılmaz yardımcı ve destekçi çıktı bizim grupta.  Tesadüf olamaz bu değil mi?

--Ergenlik döneminde ne yapacağız kaygısı ( Kız annelerinde daha yoğun) .Bizimkiler ergen olduğunda memleketin ve dünyanın ne halde olacağı. Yeri gelmişken ben çok endişeliyim bu konuda. Beş dakikada he rşey altüst oluyor ülkemizde. Sapla samanın bu kadar karıştığı başka zamanlar olmuş mudur tarihte? Kime, neye inanacağımı şaşırdım. Artık okumuyorum, izlemiyorum, yaşlı kadınlar gibi duaya sığınıyorum. Allah sonumuzu hayır etsin.

--Genelde konuşulan ve benim çok gereksiz bulduğum ilkokul meselesi açılmadı ; yazarken fark ettim. Başladığım günü sağ salim bitirmeye odaklı yaşadığımdan 2-3 yıl sonrası için kafamı yoramıyorum. Yorabilenlerin önünde saygıyla eğiliyorum.

Keşke altın günleri gibi bizim de terapi günlerimiz olsa. Ayda bir toplansak , hatta altınları sırayla bir kişi alır ya her toplantıda bir anne gündem olsa. Öyle içinden geldiği gibi anlatsa, kimse onu yargılamasa. Biraz ağlayıp sızlasa. Duyguların gösterilmesinin hoş karşılanmadığı ; toplum içinde ağlamanın , fazlasıyla gülmenin hele ki kızgınlığını belli etmenin ayıp karşılandığı bu çağda çok iyi olmaz mıydı?

BENZER YAZILAR

0 yorum