BREAKING BAD , TV TARİHİNİN EN İYİ DİZİSİ

Yazar: Salı, Nisan 15, 2014



Hollwood klişelerinden ve biz az gelişmiş (!) toplumlara empoze edilenlerden son derece rahatsızım ama yiğidi öldür hakkını yeme demişler ; adamlar bu işi biliyor. Sinema filmleri bir tarafa dizi sektöründe de hayranlık uyandırıcı işler yapılıyor . Game of Thrones' a ısınamasam da çoğunluğun aksine Lost, Spartacus , Rome ve Breaking Bad'i soluksuz izledim. Lohusalık dönemimde Eren uzun uzun emerken ben laptop önümde dizi izlemekle meşguldüm.

Breaking Bad ( Türkçe'leştirmek imkansız bu ismi ) çok ama çok çarpıcı bir dizi. İlk bölümlerde karakterleri tanımamız için biraz ayrıntılara giriyorlar ve hafiften sıkılır gibi oluyorsunuz ama sonradan dizi öyle bir ivme kazanıyor ki gayri ihtiyari bir sonraki bölüme tıklayıveriyorsunuz. Mükemmel bir senaryo ve mükemmel oyuncuları ile birçok ödülü sildi süpürdü zaten. Wikipedia'da yazdığına göre aldığı ödüller aşağıda:
  • 2008 Emmy Ödülleri
    • Outstanding Single-Camera Picture Editing for a Drama Series - "Pilot"
  • 2009 Emmy Ödülleri
    • Outstanding Single-kamera Picture Editing for a Drama Series - "ABQ"
  • 2009 Prism Awards
    • Best Drama Series Multi-Episodes Storyline (1. sezon)
  • 2010 Emmy Ödülleri
    • Bryan Cranston (En İyi Erkek Oyuncu)
    • Aaron Paul (En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu)

Konuyu bilmeyen kalmamıştır ama ben yine de yazayım: Fen bilgisi öğretmeni Walter White sıradan bir adamdır. 15 yaşında koltuk değneği kullanan bir oğlu , hamile bir eşi ve bol bol da borcu vardır. Borç dediysem mortgate taksitleri, okul ödemeleri gibi borçlar. Ek iş olarak araba yıkamacıda çalışan W.W. zor bir hayat sürse de kendi çapında mutludur (Hepimiz gibi).

Bir süredir devam eden öksürüğüne baktırmak için hastaneye gider ve akciğer kanseri olduğunu öğrenir. Kanser çok ilerlemiştir ve WW'nin günleri sayılıdır. Hasta olması bir yana kendisi ölünce eşi ve çocukları ne yapacaktır? W.W içten içe dertlenip dururken narkotik polisi olan bacanağı Hank biraz havasının değişeceğini söyleyerek kendisi ile bir operasyona gelmesi için adamımızı ikna eder. Operasyon sırasında baskın yapılan evden kaçan bir suçlu ile burun buruna gelen Walter bir de ne görsün? Suçlu eski öğrencisi Jesse Pinkman'dan başkası değildir.


Walter ertesi gün Jesse'yi ziyaret eder ve birlikte metamfetamin üretmeyi (pişirmeyi daha doğrusu) teklif eder. Zavallı Jesse çok saygı duyduğu eski öğretmeninin bu teklifine bir anlam veremeyip hemen reddetse de Walter onu ikna eder ve birlikte uyuşturucu aleminin o güne kadar görmediği ve tatmadığı saflıkta metamfetamin yapmaya başlarlar. Tabi ki bu iş için bir laboratuvara, bir sürü malzemeye ve zamana ihtiyaçları vardır. Olaylar gelişir. Hem de başdöndürücü bir şekilde.

Epey bir  süre kanser olduğunu ailesinden saklayan Walter uyuşturucu üretirken evden uzaklaştığı uzun saatleri hatta günleri açıklayamaz duruma gelince gerçeği söylemek zorunda kalır. Skyler ,Hank ve Mary ilk şokun ardından umutsuzca yardım aramaya girişirler. Onkolog randevuları ve kemoterapiler çok pahalıdır ve Skyler  kocasının artık milyarder olmuş eski iş ortağından yardım ister.  Dizinin o bölümünde Walter ve karısının süklüm püklüm halleri ve bir paket erişte ile  eski dostun evine gidişleri beni çok etkiledi doğrusu. O bölümden sonra Walter'ın sandığımız gibi sıradan bir öğretmen olmadığını , dahi denilecek kadar iyi bir kimyager olduğunu öğreniriz . Kafamızda bir ampül yanar , yoksa neden her fen bilgisi öğretmeni metamfetamin   üretemesin değil mi? Adamımız vakti zamanında iki arkadaşı ile bir şirket kurmuş , evlenip barklanınca şirketi arkadaşına cüzi bir paraya devretmişltir. Şirket sonradan almış başını yürümüş ve milyar dolarlık cirolara erişmiştir. O vakitler W.W'nin sevgilisi olan kız şimdi eski ortağın karısıdır! Of, of..

Bıraksanız beş sezonu da anlatırım ama oturun izleyin dostlar. Narkotikçi bacanak Hank faktörü var, görüp göreceğiniz en ''cool'' uyuşturucu baronu Gus Fring var , tuhaf renkli takımları ve gelmiş geçmiş en akılda kalıcı sloganı ''Better call Saul''  ile avukat Saul Goodman var. Sıradan, pısırık bir adamın zekası ile herkesi hayrete düşüren bir efsaneye dönüşümü var.  İhanet ve aşk var. Babalık ve anneliğe dair detaylar var (W.W'nin bebek telsizinden ninni dinlediği ve hayatımın en mutlu anıydı dediği bölüm ne güzeldi ) .Her bölümün acayip güzel bir adı var , aşağıdaki paragraf  bir siteden alıntı:

(Breaking Bad, son sezonunun 14. bölümü “Ozymandias” olarak isimlendirmiş olup, bölüm ismini ünlü şair Percy Bysshe Shelley‘in aynı isimli şiirinden almıştır. Bölümün 23 dakikalık ilk kısmı, adını televizyon tarihine yazdırmıştır.  Fakat, pek çok hayran bunun farkında değildi. Bunun yerine ağlamaya hazır bir şekilde bekliyor, çığlık atıyor, kusacak gibi oluyor, plazma TV’lerine tost makinesini fırlatmak istiyor ya da bazen bunların farklı kombinasyonlarını yapıyorlardı…).

Aslında bu dizide yok yok. Hele bir finali var ki  dizi dünyasında çıtayı en yükseklere taşıdığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Özetle ; izleyin izlettirin efendim. Hatta benim gibi önce hızlıca bir kez izleyip sonra sindire sindire bir tur daha yapın.

BENZER YAZILAR

0 yorum