Masumiyet Müzesi, Çukurcuma

Yazar: Salı, Temmuz 15, 2014 , ,

Sekiz yıl boyunca Füsun'un içtiği sigaraların izmaritleri ve içilen anlarla ilgili notlar


Varlıklı bir ailenin oğlu olan Kemal Basmacı ile uzak akrabasının kızı Füsun'un yıllara yayılan tuhaf ilişkisini 2010 yazında okudum. Atik yaylasında , sallanan salıncakta ,kime ait olduğunu bilmediğim romana, can sıkıntısının etkisiyle başlamıştım. Orhan Pamuk romanları benim gibi okuma delisinin bile okuyamayacağı kadar sıkıcıdır fikrimi soran olursa. Masumiyet Müzesi bir istisna oldu. Merakla okudum.  Kemal'in belki de psikolojik bir hastalık denilebilecek Füsun takıntısını, Füsun'un Kemal'le kedinin fareyle oynaması gibi oynamasını ilginç bulmayabilirdim belki ama bir adam üstelik de evli iken, sırf yanında olabilmek için , sevdiği kadının evine sekiz yıl boyunca akşam oturmasına gider mi?? Nitekim aşağıdaki 57 nolu camekan bu akşam oturmalarındaki kalkıp gidememek üzerine yapılmış.



Neresinden bakarsanız bakın tuhaf bir hikaye bu. Kemal'in parası, ailenin fakirliği, Füsun'un acayip halleri..
Romanı okurken yaşanmış bir hikaye olduğunu az çok anlamıştım ama bu kadar gerçek olduğunu bilmiyordum.


Müze Çukurcuma'da beş katlı bir binaya yayılmış.Bu bina esas kız Füsun'un ailesinin yaşadığı evmiş aynı zamanda. Giriş katının altında müze dükkanı bulunuyor. Giriş katında hemen sağda dev bir duvar çalışması gibi görünen binlerce sigara izmariti insanı şaşkınlığa düşürüyor. Binlerce izmarit ve altlarında notlar bulunuyor. Sadece bu duvar bile yapılan işin büyüklüğünü anlatmaya yetiyor.


Müze başlı başına bir çılgınlık. Orhan Pamuk'u hatta Kemal Basmacı'yı çok takdir ettim. Girişte 5 lira vererek aldığımız ses kayıt cihazlarına ayrıca bayıldım.Müzeye giren herkes mutlaka ses kayıtlarını dinlemeli. Üzerinde tuşlar olan bu alette, hangi kutunun önüne geldiyseniz o numaraya basarak Pamuk'un sesinden  o kutunun oluşmasına ilham veren bölümü ve kendi yorumlarını dinliyorsunuz. Hatta fonda sokak satıcılarının, vapurların sesleri gibi insanı o zamana götüren çok hoş ayrıntılar bile düşünülmüş. Yoksa öyle boş boş gezinmekle müzenin ruhunu kavramak pek mümkün değil.



Benim gibi okumadan yaşayamayan, bir numaralı antidepresan olarak ''heyecanlı'' kitaplar okuyan (Dan Brown ve Tess Gerritsen favorim) biri için harika bir yer olmuş özetle. Bir kez daha gidip ,toplam bir buçuk saat süren ses kaydının tamamını dinlemeyi, müzenin içinde pek çok yere konmuş kitabı karıştırmayı, Türk kahvesi makinesinden kahveler alıp içmeyi ''yapılacaklar'' listeme yazmış bulunuyorum.





Aaaaa, Füsun sahiden de gerçekmiş!! 




Füsun'un ehliyeti



ne kadar ' 'bizden''  bir ayrıntı

mükemmel bir not bu

''herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım''


BENZER YAZILAR

0 yorum