Elegy- Film Yorumu

Yazar: Salı, Ağustos 19, 2014

Elegy- Film Yorumu


Philip Roth'un The Dying Animal- Ölen Hayvan isimli kitabından yola çıkılarak 2008 yılında çekilmiş bir film. Kategorize etmem gerekirse tam bir kadın filmi derim. Aşk, romantizm, muhteşem müzikler ve arka planlar, dostluk, dramatik bir final..

David Keppesh üniversitede profesörlük yapan (sanırım sanat tarihi veya edebiyat) piyano çalan, koyu renk, kaliteli mobilyaları ile stil sahibi  bir evde yaşayan, sanat eserlerine hakimiyeti, kendine güveni ile gayet çekici bir adamdır ve hayatını ''Bekarlık sultanlık'' felsefesi üzerine kurmuştur. Tanınmış bir şair ve çapkın bir erkek olan, eski dostu George ile her konuda sohbet etmektedirler. Profesör ''Eski moda bir kız bu , onunla yatmak için ona kur yapmak zorundayım dediğinde, George şöyle der : ''Kur yapmak istiyorsan karına yap, seksi bu işe karıştırma''. Yirmi yıldır ayda bir buluşup seks yaptıkları bir kadın arkadaşı vardır. Çok hoş ,seçkin, cinsellikle barışık, yaşına yakın bu hanımla düzenli ilişki ihtiyacını karşılayan David, günübirlik maceralarla keyifli bir hayat sürdüğünü düşünmekte, evliliği kafes olarak tanımlamaktadır.

Sağlıklı ve çekici görünümü, saf ve duru hali, sadece beş (!) erkekle yatmış namuslu (!) kız karakteri ile Konsuela ,daha ilk görüşte yaşlı profesörün aklını başından alır. Altmış yaşından sonra adama, yeni aşık olmuş ergen halleri gelir. Kıskanmalar, erkek kardeşimle gidiyorum dediği dans gecesini basıp kontrol etmeler her gün telefonla konuşmazsa huzursuz olmalar..Elbette genç bir adam çıkıp Konsuela'yı elinden alacaktır veya kız eninde sonunda ondan bıkacaktır. George kendine gelmesini söyleyerek David'i uyarmakta, bu kızdan bir an önce kurtulmasını salık vermektedir.

Gelgitler içinde bir yıldan fazla zaman geçer. Konsuela mutludur, David'i birkaç kez ailesi ile tanıştırmak için davet eder ancak adam kabul etmez. Sonunda Konsuela'nın mezuniyetini kutlamak için yapılacak partiye gelmesini istediğinde, David biraz da zaruretten geleceğini söyler. Bu davetten George'a  bahsederken kızın kendi yaşındaki akrabalarının ona tuhaf tuhaf baktıklarını hayalinde seyretmektedir. Kutlama günü çiçeğini almış arabada otururken gidemeyeceğine karar verir ve bir yalan uydurur. Konsuela tabi ki yalanı fark eder ve ''Seni çok sevdim'' diyerek veda eder.

Filmin bundan sonrasında Ben Kingsley'in oyunculuğu mükemmel. Aslında kıza aşık olduğunu anlıyor ama gurur mu, yoksa nasıl olsa bitecekti duygusu mu ,kızı arayamıyor bir türlü.. Birlikte dolaştıkları yerlerde geziyor, kızı çok özlüyor ama aramıyor malesef. Bu arada arkadaşı George ölüyor. Uzatmalı sevgilisi onu ziyarete geliyor ve aralarında çok etkileyici bir konuşma geçiyor. Kadın yaşlandığını, ona bakan gözlerin azaldığını, çöpçatanlık sitelerinde onun yaşında ne çok kadın olduğunu, site vasıtasıyla buluştuğu erkeklerle uzun uzun sustuklarını ve bunun için para ödemenin ne kadar acıklı olduğunu anlatıyor. David de Konsuela'yı. ''Bunca yıl sonra ilk kez gerçekten konuşuyor olabilir miyiz?'' diye soruyor David.

Ayrılığın üzerinden iki yıl geçiyor. Aşk acısı bitmese de külleniyor ve tam da yılbaşı gecesi Konsuela arıyor. Kızın sesini duyduğunda yaşadığı heyecan, çöküp kalması, evine gelmek isteyen kıza kapıyı açıp kapıda beklemesi ile tam bir aşık gibi davranıyor. İç sesi diyor ki ''iki yıldır bu anı beklediğimi o anda anladım'' Konsuela  telefonda ''Başkasından duymanı istemiyorum, sana söylemem gereken bir şey var'' diyor. Adamın aklına ilk olarak  kızın evlendiğini geliyor.

Sonrasını yazmayayım. Klişe ama yine de güzel. İzlemesi keyifli. Ve ağlamak garanti :)

Güncelleme: Kitabı okudum. Filmi kitabından çok daha güzel . Kitap bana tatsız, tuzsuz ve profesör çok ruhsuz geldi (kasım 2014).

BENZER YAZILAR

0 yorum