Kurban Olmayı Seçmek

Yazar: Cuma, Ekim 17, 2014 ,

Bugün öyle bir yazı okudum ki..Böylesine içten , samimi , yüreğime dokunan bir yazı okumayalı uzun zaman olmuştu. Hepimizin idolü, sevgili Blogcuanne'nin anne itirafları kategorisinde yayınlanan bu yazıyı unutmak istemediğimden paylaşıyorum:



''Bu, en son okuduğum anne itiraflarından ilhamla yazmak istediğim bir yazı. Benimki öncekilerin aksine hem bağırmak hem de ses duyurmak için yazılıyor. “Daha iyi bir yaşam mümkün” demek için. Akıl vermek ya da yol göstermek değil, bir de bu tarafı anlatmak için yazılıyor.
İki bebekle boşanmayı seçmiş bir anneyim ben. Gerçekten çok sancılı bir boşanma sürecinin ardından, yeniden bir yaşam kurdum. Evet, böyle cümleye dökünce kısacık oldu. Filmlerdeki gibi, kadının birden okuduğu bir kitaptan aldığı cesaretle gazete ilanlarından kendine ev baktığı, dünyanın en havalı mesleğini yaptığı ve medenice ayrıldığı bir boşanma olmadı benimki. Çoğu da öyle olamıyor zaten, çünkü medenice ayrılabildiğiniz iyi bir insanla, çocuk büyütmek dengeleri üzerinden belki profesyonel yardım alarak, ilişkiyi bile tazelemek ve nihayetinde asgari bir müşterekte anlaşabilmek mümkün olabilir. Boşanmaksa çok başka bir denklem. Kendi içinizde bir kriz masası oluşturup tek tek türlü sorunla uğraşmanız gerekebiliyor.
Hayat gerçekten çok zor. Ev ofis çalışarak yaşamımızı sağladığım ve kendi çabamla sıfırdan yarattığım bir mesleğim var. Bu tabii ki büyük avantaj ama kolay değil. Bir kere uyumadan yaşamayı gerektiriyor, ki bu çok yorucu. Yola çıktığımda, çocuklarımdan biri hala emiyordu, diğer yeni yeni konuşuyordu. İki çocuğum da bu yıl okula gidiyorlar. Hayatlarına dair tüm detaylar, sorumluluklar, düşünülmesi gerekenler, hastalıklarından eğitimlerine, bütün her şey sadece benim sorumluluğumda. Akşam yemeği için gerekli parayı kazanmam, alışverişi yapmam ve o yemeği bir de pişirmem gerekiyor. Park zamanlarını kaçırmamam, masal saatlerinin atlamamam icap ediyor. Karşı tarafla ilgili duygularımı, yaşanmışlıklarımı ve kişisel dertlerimi bir kenara bırakıp çocuklarımın ilişkilerini de sağlıklıca düzenlemem gerekiyor, çünkü o ilişkinin de aklı selim tarafı benim. Sorumluluklarımın çok yönlülüğünü ifade etmek için detaylıca anlatıyorum. Anneyim ve bazen çok anneyim.
Pratikte zor olan yaşam, ülkemizde ekstra zor. Soyadı farklılığı bir dert mesela. Evet kadın kadının kurdu bazen, evet mesela hastanede “Aaaa siz annesi misiniz?” diye soran hemşire sahiden kalp kırmak istiyor çünkü tekrarlıyor soruyu. Tekrar ve ısrarla sorduğunda “Hayır dayısıyım” diyecek gücü ve neşeyi buluyorsunuz zaman içinde. Parkta, okulda, alışveriş merkezinde her yerde “üşür bu çocuk” diye müdahale eden insanlar, sizin özel durumunuza biraz uyansalar emin olun yorumlara ve tacize başlıyorlar. “Nafaka veriyor mu?” diye başlayan silsile, “Ah ama o da babaları…” diye devam edebiliyor. Bu yüzden insanlarla aranıza bir takip mesafesi koymanız şart. Yaşıtınız anneler bile “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” diye dinliyor yarım ağız duyduğu hikayeyi. “Akıllı olsaydı kocasınız tutsaydı”,“Çocuk her şekilde baba varsa mutludur” diyen modern zaman anneleri bile tanıyorsunuz. Tuzu kuru insanlar ve verdikleri mükemmel akıllar… Tek kaş havada “Ama neden ki?” soruları. Karşı taraf zaten bir kemirgen azmiyle sizi oymaya çalışıyor, o hiç bitmiyor. Öngörünüzün çok üstünde bir kötülük potansiyeliyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Kendinizi en kötüsüne hazırlamalı ve hukuki konulara tamamen hakim olmalısınız. Detaylarla yıldırmak istemiyorum ama benim hikayemde en kötüleri vardı.
Çok yoruyor hepsi tabii. Yolunuzda yürüyecek enerjiyi kaybetmemelisiniz. Hepsiyle savaşacak gücü edinmeniz gerekiyor. Kendinize kocaman bir zırh örmeniz ve güçlü olmanız gerekiyor. Aileniz için kurduğunuz yeni ve gerçekten güvenli kale emek istiyor. Öncelikle akıl ve ruh sağlığınızı korumanız ve mümkünse bunun için yardım almanız gerekiyor.
Bazı kalıpları zihninizde kırmanız zaman alabiliyor. Hayır, çocuk illa ki aileyle mutlu diye bir şey yok.Psikolojik şiddete sabreden anne, ne erkek ne de kız evlat için doğru bir örnek. Çünkü çocuklar “hiç tartışmaya şahit olmasalar” bile, enerjiyi olduğu gibi alıyor ve içsel olarak modelliyorlar. Sizin kabullenip, bir şekilde çekmeyi seçtiğiniz şey her neyse içinizde kök salmış bir ağaç oluyor ve sizi hasta ediyor. Yaşadığınız her neyse, siz kabullendikçe dozu artıyor. Psikolojik şiddet zamanla ve genellikle muhakkak fiziksele dönüşüyor, “Sadece bir tokat ama çok sinirliydi” diye başlayan hikayeler çok daha korkunç boyutlara varıyor. Karşınızdaki insan problemli olabilir, sadece yanlış birine güvenmişsiniz, bu dünyanın sonu değil. Sağlıklı aile instagramdaki hayatlar gibi olmak zorunda değil, mutlaka anne baba çocuktan oluşan, görkemli partiler ve mütebessim suratlar değil ideal hayat. Siz de “stepford wife” değilsiniz. İşler bulunur, paralar kazanılır, hepsi gerçekten çözülebilir şeyler. Düzelmek istemeyen bir insanı düzeltmeye harcadığınız emek ve gayretle gerçekten çok başka şeyler yapılabiliyor. Çocuklarınız sağlıklı kalsın diye, o kaosta delirmemeyi başarmak çok daha büyük bir yük.
Benim farkındalığım, benzer bir annenin yaşadıklarını paylaşmasıyla başladı. Belki işe yarar diye bu yazıyı yazmam biraz da bu yüzden. Sustuğum, içimde normalleştirdiğim ve sessizce kabullendiğim süreç nihayet aksine işlemeye başladı ve önce kendime anlatmaya başladım. Yavaş yavaş. Ardından o anneyle konuştum, hiç tanımadığım ama çok tanıdık…
Sonra sakince hayatımı ve hareket sürecimi planladım ve savaşım başladı.
Emin olun hiç kolay olmadı, ama harekete geçtiğim her an hayatım bir önceki andan daha iyiye gitti. Moda deyimle; evet hayatınız alt üst oluyor ve sahiden altı üstünden daha iyi olabiliyor. Benzer hikayeler okumak kesinlikle iyi geliyor. Başarmış birileriyle konuşmak büyük şifa. En kötü senaryoda bile (ki benimki bunlardan biriydi); aile desteği ve mesleğiniz olmayabilir. Ama yaşamı yeniden kurmak için duyduğunuz istek ve güçle hepsi oluyor. İnanın oluyor.
Günün sonunda yorgunsunuz elbette. Yorgunum diye bağırmak istiyorum mesela ben. Aklımı kaçıracak kadar yorgunum! Sanırım benim anne itirafım bu olabilir; “yorgunum!”
Ama BUNA DEĞER. Çünkü; siz kendinize saygı duyuyorsunuz! Kimse size bağıramaz, kimse sizi aşağılayamaz, kimse size şiddetin herhangi bir şeklini uygulayamaz. Nokta. Öz saygı ve özgürlük yaşamda sahip olabileceğiniz en değerli şeyler. “Vazgeçen” anneleri yargılamıyorum ve anlıyorum. Çünkü o duyguyu biliyorum. Mutluymuş gibi yapmayı, sorunu dibe gömüp yoksaymayı, ördüğünüz “güvenli” kozada kıvrılıp kalmayı ve uyur gibi saklanmayı… Tanıyorum bu hali. Her şey yolundaymış gibi yaparken, yavaş yavaş deliriyor insan, kimse farketmiyor.
Ama unutmayın; her şey hayal kurmakla ve fısıltıyla başlıyor. Kurban rolünü reddettiğiniz anda kahraman olmaya başlıyorsunuz. Fark ediyorsunuz ki; kadın kadının sadece kurdu değil, dostu da aynı zamanda. İyi kalpli bir avukat, anlayışlı bir öğretmen, yaşadıklarınızı anlayan bir anne dost… “Seni anlıyorum” diyen biri… Aslında sandığınızdan kalabalıksınız.
Siz fısıldayın, önce çok kısık çıkacak sesiniz, sonra bir çığlığa, zamanla belki bir şarkıya dönüşecek.  Bir arkadaşınızın dediği gibi; “huzurla sıcak kahveni içerken şükredeceksin”. Evet. Tam da bu.''




Fazla söze gerek var mı? Hiç durmadan sızlanan, kocasından kayınvalidesinden nefret edip çareyi depresyona girmekte bulan kadınlar okuyor mudur acaba bu yürekli kadını? Ağzına, diline, kalemine sağlık.

Biz toplum olarak neden bu kadar kötü kalpliyiz?  Yazıda dendiği gibi, nafakadan başlayıp, yazık ,zavallı çocukla devam eden o cümleleri neden kuruyoruz? Kim mutlu olduğu yuvasını dağıtmak ister?

Çok yolumuz var daha çok, insan olmaya...

BENZER YAZILAR

0 yorum