Boyhood (Çocukluk) , Film Yorumu

Yazar: Pazartesi, Ocak 19, 2015


Berlin film festivalinde en iyi yönetmen ödülü alan ve Oscar'a bir çok dalda aday olan film hakkında pek çok şey yazılabilir ama hangi yönetmen, aynı oyuncularla tam 12 yıl boyunca film çekmeye devam eder? Çok şaşırtıcı, takdir edilesi bir çaba. Sırf bu nedenle bile seyredilebilir. Beklentim oldukça yüksekti, 12 yıla neler neler sığdırılmış ne acayip şeyler olmuştur diye düşünüyordum . Baştan söyleyeyim, çok sürprizli, aksiyonlu bir tarafı yok. Sanki Mason (oğlan) , Samantha (kız), Olivia (anne) ve baba kişisi hakikaten bir aileymiş gibi düşündüm film bitince. Gerçek bir aile yaşamında olduğu gibi biraz sıkıcı, biraz soluk bir atmosfer var filmde. Şarkılar çok güzel ama tipik bir filmde sürekli duyduğumuz, duygularımızı şekillendiren, alçalan, yükselen bir film müziği yok, sakin, sessiz bir film bu. Diyaloglara konsantre olabiliyorsunuz bu sayede.



Olivia bekar bir anne, Mason 6, ablası Samantha 9 yaşlarında. Babaları müzikle uğraşıyor ve ortalarda yok. Anne üniversite eğitimini tamamlamak için Houston'a taşınmaya karar veriyor ve dersine giren bir hoca ile evleniyor. Birkaç yıl sonra boşanıyor ve bir gardiyan ile evleniyor. Bu arada bir erkek çocuğunun o sevimsiz ergenlik yıllarına, babasıyla olan ilişkisine, ilk aşkına tanıklık ediyoruz. Mason'un üniversitedeki ilk gününün ardından film bitiyor.



Filmi izlerken ''Aha, şimdi bir şey olacak kesin'' duygunuzu bir kenara bırakırsanız 2 saat 45 dakika boyunca pek çok duygu doluyor içinize. Benim temel duygum kadınlar için üzülmek oldu. Tek başına iki çocuk büyütürken, bir yandan üniversiteye devam eden, tam da ''şeytanın bacağını kırdı'' derken disiplin manyağı bir adamdan çocuklarını korumaya çalışan, epeyce kilo alan, sonra veren, en sonunda küçük bir dairede yalnızlığına ağlayan Olivia'ya pek üzüldüm. Mason'u üniversiteye yolcu ederken yaptığı konuşma o kadar gerçekçi ve acı ki, yıllarını hep bir beklentiyle geçiren bütün annelerin ağlaması garanti. Bekarmış gibi sağda solda takılan, çocuklarını haftasonları ve tatillerde gören, müzikle uğraşan baba ise sonunda iyi bir evlilik yaptı, bir oğlu daha oldu (Yalnız adam çok iyi bir baba profili çizdi film boyunca, hakkını yemeyelim) . ''Adaletin bu mu dünya''  demek istiyorum burda, ellerimi göğe kaldırarak.

Amerikan kültürünün ne kadar değişik olduğunu iyice idrak ettim. İstisnasız her yetişkin çocuklara ''Benim evimde kalıyorsun, yemeğini veriyorum, faturaları ödüyorum o zaman benim kurallarıma uyacaksın'' diyip patronluk yaptı. Adamlar boşuna mağara ebeveynliğine dönüş yapmaya çalışmıyor, sevmeyi, sarılmayı unutmuşlar . Ayrıca yetişkin olmak doğrudan alkol tüketmek ve araba sahibi olmak demek.15'ine girince tüfek hediye ettiler oğlana! Babaları 10-11 yaşındaki kızına korunmayı anlatıyor. Eski eşler ve yeni eşler bir arada Mason'un mezuniyetini kutluyor. Olivia eski kocasının yeni karısına içtenlikle sarılıyor, bebeği görmek istediğini söylüyor. Bizde olsa şu son yazdıklarımdan en az üç cinayet vakası çıkardı.

Vaktiniz olursa aksiyon beklentisi olmadan izleyin, , pişman olmayacağınızı düşünüyorum.

BENZER YAZILAR

0 yorum