Bodrum'da Yoga ve Benim Hikayem

Yazar: Pazartesi, Ekim 10, 2016 , ,

Bodrum'da Yoga


Yoga deyince aklınıza ne geliyor? Mistik, gizemli bir ruh hali, yapılması mümkün görünmeyen hareketler, Akif Manaf skandalları..Doğrusu benim için pek bir şey ifade etmiyordu çünkü bildiğim bir alan değil, bir de Bodrum'da elini sallasan yoga hocası. pilatesçi, dans hocası, antrenör, terapist olunca ters etki ile iyice mesafeli bakıyordum.

Tam zamanlı çalışan, iki çocuklu bir kadın için en önemli şey zaman oluyor. İşe ilk başladığım aylarda öğle arası yoga yapan bir grup vardı iki gün. Ayağıma gelmiş hoca güçlü bir motivasyon kaynağı oldu. Sevgili Eve Mintiens ilk yoga öğretmenim oldu. Yoga kelimesinin içini doldurmaya başlayan ilk insan. Malesef hastane çalışanları ile oluşturulan grup kısa sürede devamsızlıklar nedeniyle dağıldı. Herhalde iki ay ancak devam edebildik.

Üç yıl sonra yani 2016 yazında azimli bir arkadaşımız Bodrum'un en iyi bilinen yogacısı Monika'nın kızı Nur Baltutan ile ders ayarladı. Yine iş yerimize gelecek olmasının  cazibesine kapılarak gruba katıldım. Bir ay kadar sonra hocamızın programı bize uymadı ,bırakmak zorunda kaldı ve yolumuz Pelin'le kesişti. Ta ta ta tam ! İstanbul'dan Bodrum'a yeni taşınmış bu gencecik ve incecik kadın benim yoga sevgimin mimarı oldu. Kendisi ile iki aya yakındır haftada 2 gün çalışıyoruz. 3-6 arasında değişiyor gruptaki kişi sayısı. Tek sıkıntım haftada iki gün eve 19:30 da gidiyor ve çocukların zamanından çalıyorum ama bana öyle iyi geliyor ki vazgeçmeyi düşünemiyorum.

Peki, yoga nedir? Spor mu, ruhani bir tür jimnastik mi, sıkıcı bir ''Ommmmm'' eşliğinde bağdaş kurup oturmak mı? Her biri ile kısa kısa tecrübem olsa da üç hocadan sonra şunu söyleyebilirim, öğreten kişinin tarzına göre yoga çok sakin-yavaş da olabilir, şu anda bizim yaptığımız gibi sırtınızdan terler de akabilir. Başlangıçta hareketleri doğru yapmak kolay değil çünkü her birinin püf noktaları var, yeni başlayanlar için mutlaka bilinmesi gereken tek şey : Sakatlanabilirsin, kendi sınırını bil ona göre davran. Canın yanıyorsa devam etme, illa poza gireceğim diye kendini zorlama.


Bir saat sürüyor dersimiz, son 5-10 dk mat üzerinde dümdüz uzanıyor, üzerimizi örtüyor ve derin bir dinlenme durumuna geçmeye çalışıyoruz (Keşke telefonlar çalmasa !). İşte o dakikalarda çoğu zaman o hafta kafamı ne meşgul ediyorsa onunla ilgili bir farkındalık anı yaşıyorum ve yüzde yüz emin olduğum bir şey var, bir saatin sonunda kendimi çok mutlu, enerjik ve keyifli hissediyorum.

Pelin bize oldukça aktif, akış halinde seri hareketler yaptırıyor. Hayatımda galiba ilk kez, tek bir şeye odaklanıyor ve zihnimdeki sesleri susmak zorunda bırakıyorum. Dağcıları, motorcuları vb. anlıyorum çünkü peşpeşe o kadar çok komut alıyoruz ki istemsizce, beynim sadece harekette oluyor ve bu harika bir şey! Son on dakikadaki o farkındalık beynimin 40-45 dakika boyunca durması ile ilgili olabilir. Sürekli çalışan, kısa devreler yapan, kıvılcımlar çıkaran kablolarla dolu bir oda gibi kafamın içi. Yoga elektriği kesiyor ve akım yeniden başladığında kesinlikle daha sistemli çalışan bir beynim oluyor.

Benim için doğru zamanmış. Gruba ve Pelin'e çok teşekkür ediyorum.


BENZER YAZILAR

1 yorum

  1. Benimde bir iki denemem oldu. 3. de seveceğim inşallah. Çocuklardan zaman çalma sorununu bende yaşıyorum ama mutlu anne mutlu çocuklar diyorum sonra kendime.

    YanıtlaSil