The Slap (Tokat), Dizi Yorumu

Yazar: Perşembe, Aralık 08, 2016


Dizi-film zevkine pek güvendiğim , değerli dostum Erdal 'ın tavsiyesi ile izlediğim bir dizi oldu The Slap. Sadece 8 bölümlük mini dizi olması avantaj. Haftalarca başına oturacak vakit kovalamak gerekmiyor. Bir-iki arkadaşım Once Upon A Time'a takılmış durumda, en az altı sezonu var yanılmıyorsam. 6x12 den 72 bölüm yapar. 72 saat demek bu. Benim gibi gece 11-12 arası oturabilen biri için feci uykusuzluk anlamına geliyor çünkü adamlar öyle iyi kurgular, oyuncular ve atmosferle çalışıyorlar ki en az üç bölüm izlemeden kapatamıyorum dizüstü bilgisayarı.

Dizi Hector'un (Kucağında çocuk olan sarışının solundaki adam) 40. doğumgününde verdikleri bir mangal partisi ile açılıyor. Sarışının adı Rosie ve sekiz bölüm boyunca kadın uyuz mu uyuz bir karakter olarak sinirlerimi talan etti. Rosie , doğal ebeveyn havalarında, bohem, ha gayret alkol alan ama 5 yaşındaki oğlunu hala emziren, saçını örgü yapıp çiçekli elbiseler giyerek botoks deposu suratını görmezden gelebileceğimizi zanneden, histerik bir kadın. Sağında duran Harry ise megaloman, maço, zengin, güç delisi bir adam ve içten içe Rosie ve kocası ressam Gary'ye sinir olmakta. Tabi bu ''bohem'' çiftin kural tanımaz, çılgın oğulları Hugo'ya da.

Partide çocuklar arasında bir arbede oluyor ve Harry kendini tutamayıp Hugo'ya bir tokat atıyor. İşte diziye ismini veren bu tokattan adamlar sekiz bölüm dizi çekmiş. Her bölümde afişte gördüğümüz kişilerin ve ilave olarak genç, güzel bebek bakıcısı Connie, Connie'nin içe kapanık yetenekli fotoğrafçı arkadaşı Richie ve Harry'nin babası Mano'nun hikayelerini teker teker anlatıyorlar. Her birinin hikayesinde farklı bir konu ele alınıyor. Anne-kız ilişkisi, siber zorbalık, aldatma, ebeveyn-çocuk ilişkileri, yaşlılık gibi pek çok başlıkta toplanabilir konular.


Sekiz bölümü üç akşamda bitirdim (Peş peşe değil). Aklımda en çok kalan bölümler Manouk'un (Uma Thurman) annesi ile ilişkisini gösteren 3.bölüm, yaşlı Mano'nun karısı ile çocuk yetiştirmek üzerine konuştuğu 5 ya da 6. bölüm (Çocuk yetiştirmek sadece gençken yapılabilecek bir şey) ve son bölüm oldu.

Olaylar ve sonunda ne olacak acaba merakından çok muhteşem diyaloglar ve bizim için giderek bir ütopyaya dönüşen ''açık, şiddetsiz iletişim'' durumu bana diziyi sevdirdi. İstisnasız her birey kendini tanıyor, tercihlerini ortaya koyuyor, bu tercihi hiç onaylamayanlar bile saygı göstermek zorunda olduklarını biliyorlar. Kocaman çocuğu emziren Rosie'ye kimse ''Sapık olacak bu çocuk'' demiyor veya kocasından bir kez şiddet görmüş kadına ''Neden bu evliliği sürdürüyorsun?'' diye sorulduğunda ''Seninle evliliğimi tartışmayacağım'' cevabını verip arkadaşlıklarını devam ettirebiliyorlar. Bir tokat yüzünden yeğeni çok ciddi bir davanın içine düşen yaşlı adam Rosie'ye ''Bunu atlatacaksın'' deyip destek oluyor .

Bir ömür verdik şu fotoğraftaki duygu için, baba oğul, sevgi, övgü ve destek dolu bir diyalog içinde 

İyilik kavramını çok güzel sorguladın Aisha bacı, aferin

Finali iyi bağlamaları ayrıca mutluluk verdi. Genç Richie'nin ''bilgeliği'' çok etkileyici idi.

Toplumca pek de iyi olmadığımız bugünlerde kısa bir seyir keyfi arıyorsanız tavsiye ediyorum rahatlıkla.

BENZER YAZILAR

0 yorum